İkinci Körfez Savaşı sonrası büyük hüsrana uğrayan Irak Ordusu ile Irak Güvenlik ve İstihbarat birimleri, yurt genelinde de kontrolü kaçırdı.

Güvenlik boşluğu, siyasi istikrarsızlık , zulüm, baskı, açlık ve sefaletin kol gezdiği ülkenin kuzeyinden güneyine kadar uzanan coğrafyadeki halk isyana geldi.

Irak Rejimi 18 ilden 14’ünü birer birer kaybetmeye başladı. Yalnızca Başkent Bağdat’ın yanısıra, Musul, Tikrit ve Rumadi illerini elinde tutan rejim, en ağır silahlarla halka saldırarak ayaklanmayı bastırdı.

Ayaklanma ateşinin kimlerin tarafından yakıldığı ve kos koca ülkeyi hızlıca nasıl sardığı hiç zor olmadı.

Ayaklanmanın zil sesleri zaten savaşın yenilgiyle sona ermesinden haftalar öncsi duyulmaktaydı. Saddam Rejimine bağlı Halk Ordusu birlikleriyle istihbarat ve güvenlik birimleri elemanları, her gece belirli yerleşim semtlerini hedef seçerek, evleri basıp asker kaçaklarını arayıp çatışmaların ön saflarına sevk etmek için topluyorlardı. Karşı gelenleri ise, halk meydanlarında ailelerinin gözü önünde kurşuna dizmektelerdi.

Zulümbatlı ve zifirli karanlık sokak ve caddeler ölüm kokuyordu ve halkın bu anormal olan duruma daha uzun bir süre dayanmayacaklarının belirtilerini göstermekteydi. Halk intifadanın bir yerlerden doğacağını ümitle bekliyrlardı.

Söylentilere göre ilk kıvılcım güneyin Basra ilinde tutuştu. Savaşı büyük bir yenilgiyle kaybeden askerler, yurtlarına dönmek için günlerce aç susuz yürümek zorunda kalmışlardır.

Bu nedenle, 1 Mart 1991’de büyük bir hayal kırgınlığı yaşayan askerlerin birisi, Saad Meydanındaki Saddam heykeline kurşunlar yağdırarak küfür savurmaya başlayınca halk da ona destek verip devlet kurumlarını birer birer ele geçirmeye başlarlar. Saatlar içinde Irak’ın ikinci büyük kenti olan Basra Saddam karşıtı halkın ve gizli siyasi teşkilat mensuplarının eline geçer.

Basra’dan sonra, Misan, Kerbela illeri 2 Mart günü ve Necef’ de 3 Mart günü ayaklananlar eline geçer.

Kuzey bölgesinde ise, ilk kıvılcım 1 Mart 1991 günü Süleymaniye kentinde tutuştu ve ardından Erbil, Duhok, Kerkük ve Tuzhurmatu’ya sıçradı.

Ne yazık ki ateşi hızlıca Irak’ın dört bir yanını saran ayaklanma bir sürü yanlışlık ve pilansızlıklar yüzünden hızlıca da rejim tarafından püskürtüldü.

Rejim yanlısı silahlı güçler suçlu suçsuz insanların evlerini barklarını başlarına yıktılar. Kısacası 1991 ayaklanmasının faturasını Irak halkı canlarıyla, mallarıyla çok ağır ödediler.

Katliamlar, Arap, Kürt, Türkmen, Şii ve Sünni ayırtmadan her adrese uygulandı. Ancak altını çizmek istedidiğim, Iraklıların ödediği bu ne ilk ve ne de son bir fatura sayılabilir çünkü, bu topraklarda yaşamak kaderi olan insanlar doğuştan bu gibi faturaları ödemeye alışık.

Bilmem de kimlerin ahını aldıkta, aleyhimize yapılan her türlü zulüm ve haksızlıktan bir türlü kurtulamadık.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here