Almanya’nın erime potası Ruhr Vadisi’nde İslamofobi yükseliyor

Güvensizlik ve İslamafobi Almanya’nın erime potası Ruhr’da belirgin bir artış gösteriyor. Yapılan yeni bir araştırmaya göre, bir zamanlar bütünleşmenin temeli olan Ruhr Vadisi gittikçe artan bir hoşgörüsüzlüğe sahne oluyor. Araştırmacılar artan güvensizlik ve aşırı sağcı AfD Partisi’nin yükselişi arasında bir bağ bulduklarını belirtiyor

Almanya’nın ağır sanayi bölgesi ya da erime potası olarak adlandırılan Ruhr Vadisi, ülkenin diğer kesimlerinden daha ziyade göçmenlere bel bağlamıştı. Endüstri devrimi süresince göçmenler bölgeye iş bulmak için yığılmaya başlamışlardı. Kömür ve çelik sanayisinin hızlı gelişimi 2. Dünya Savaşı’ndan sonra bölgeye binlerce Türk’ü getirmişti.

Brost Foundation tarafından yapılan bir araştırmaya göre, bu yoğun nüfusa sahip bölgede ise topluluklar arasında İslamafobi ve güvensizlik son iki yıldır başgöstermeye başladı.

KOMŞU KOMŞUYA KARŞI

Fiziksel ve psikolojik olarak bölünmenin başlıca örneklerinden biri mücadele içindeki Duisburg şehrinde gözlemlenebiliyor, şöyleki A40 Karayolu şehri ikiye bölmüş. Şehrin güney tarafı temiz ve bakımlı, kaldırımlardaki yüksek düzey işyerlerine ve şehrin kültürel çekim merkezlerine ev sahipliği yapıyor. Kuzey tarafı ise kirli ve harabe halinde, kamusal ulaşıma erişim zayıf, dükkanların önleri boş ve adamlar günlerini sokak köşelerinde sigara içerek garcıyor.

Girilemez bölge” yaftasıyla tanınmış semtte bir işletme çalışanı olan Gamze bu durumdan bıkmış, “Suçun bir nevi sembolü olarak kullanılıyoruz çünkü Almanya’nın kalan kısmı gibi görünmüyoruz. Ben burada doğdum. Benim çocuklarım burada doğdu. Ben Almanım.” diyor.

Ancak şehrin kuzeyinde de güneyinde de güvensizlik çok yaygın. Gamze’ye göre Romenler ve Bulgarlar topluma tehlike sunuyorlar. Bazı Romenlere göre ise tehlike Suriyeli mülteciler. Yaşlı bir etnik Alman vatandaşı adama göre ise “Bunların hepsi kahrolası Amerikalılar nedeniyle başladı.”

AfD RUHR VADİSİ’NDE DE ‘İSLAM’A NEFRET DOLU BAKIŞI’ GETİRDİ

Brost raporuna göre, Ruhr Vadisi yerleşimcilerinin sadece yüzde 37’si İslam’ın Almanya’ya ait olduğuna inanıyor. 2015 ile karşılaştırıldığında artık çok daha az insan Müslüman arkadaşlarının olduğunu veya “İslam’ın bütün diğer dinler gibi bir din” olduğunu belirtiyor. Gittikçe daha fazla insan ise İslam’ın kadınlara karşı ayrımcı bir din olduğuna inanıyor.

Araştırmaya katılanların bir kısmı göçmenlerin oranı yüzde 33’den yüzde 18 seviyesine düşmüşken Almanların da bütünleşme için yoğun çaba harcaması gerektiğine inanıyor.

Ayrıca, yerlilerin yüzde 49’u “etnik Almanaların ve Müslümanların birarada yaşamasının zor bir şey olduğuna” inanıyor. Bunakarşılık yüzde 40 oranında yerli meselenin “basit” olduğu kanaatine sahip.

Çalışma iki cephede iki radikal değişimi ortaya koyuyor; birincisi mülteci krizinin 2015 yazında ciddi bir şekilde başgösterdiği ve aşırı sağcı Alternative for Germany (AfD) partisinin Ruhr Vadisi’nde yükselişi.

Çalışmayı gerçekleştirenler, “Oldukça aşırı olumsuz bir İslam görüşü AfD destekçileri arasında yaygın” görüşünü kaydetti. Parti taraftarlarının yüzde 80’i ise Müslümanlarla birlikte yaşamanın “zor” olduğunu ifade ediyor.

Sağ kanattan halkçılara göre Ruhr Vadisi büyük bir başarı hikayesi oldu. Geçtiğimiz Eylül’deki federal seçimlerde milliyetçiler Ruhr seçmeninden yüzde 17 ile güçlü bir destek aldılar, solun merkezindeki SPD’yi bölgede uzun süredir en güçlü parti iken tarihi bir yüzde 20’lik seviyeye düşürdü.

Fakat bölünmüş ilişkilerde rol oynayan başka sosyal faktörler de var. Çalışmadan çıkan sonuca göre, “Ruhr Vadisi’nin çocukları diğerlerinden çok daha fazla oranda yetersiz eğitime sahip olma ve Alman gençliğinin çoğounluğundan çok daha fazla oranda etnik ayrımcılığa maruz kalma riski taşıyor.”

ESKİ ALMANYA BAŞKANI: İSLAM ALMANYA’YA AİT

Araştırmanın yazarları bununla birlikte bütünleşmenin başarılamadığından umudunu kesmenin tek gerekçe olmadığını yazdı. Çünkü Ruhr Vadisi yerleşimcilerinin yüzde 86’sı bütünleşmenin herkes için faydalı olacağına inancını belirtirken yüzde 57’si ise Müslümanları “arkadaş veya iş arkadaşı” gördüğünü de ifade etti.

Başkanken serfettiği ve tartışmaya yol açan açıklamasına atfen, “İslam Almanya’ya aittir, bunu vatansever biri olarak söyledim” diyen eski Devlet Başkanı Christian Wulff da önsözde bir yazı yazdı.

ARAŞTIRMA ÖNERİLERİNDEN BİRİ ÇİFTE VATANDAŞLIK

Araştırma ise bazı önermelerle bitiyor. Daralan hoşgörüsüzlük kemerini durdurmak için büyük bir değişikliğin üstlenilmesi gerek. Birincisi: Çifte vatandaşlık. Alman pasaportundan yoksun olmak birçok göçmen topluluk üyesini seçimlerden alıkoyarken, ayrımcılığa, evinde hissetmeye karşı kalıcı bir engele ve yaşadıkları yerde, bazılarının ise ömürlerini geçirdikleri yerde, demokrasiye katılmalarına neden oluyor.

TIMETURK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here