KÖKLERİ TÜRKİYE’DE OLAN VATANDAŞLARIMA AÇIK MEKTUP

Vatandaşlarım, ben 1962 yılında İsveç’e geldiğimde nereden geldiğimi soranlar Türk olduğumu öğrenince bana, Osmanlı Padişahı III Ahmed’in, kralları Demirbaş Şarl’ı nasıl esir olmaktan kurtardığını anlatarak sempati gösterdiler. Benden sonra Türkiye’den gelen vatandaşlarım burada ne hatalar yaptılar ki şimdi birbirlerine kızan İsveçliler “Djävla Turk” veya “Turkdjävel” diyorlar!

Memleketimizin halihazırdaki hali malum. İçten ve dıştan tüm güçler, bir iç harp çıkararak, Türkiye’nin bölünüp Suriye, Irak veya Libya’nın haline gelmesi için büyük gayret sarf ediyorlar. Türkiye şimdiye kadar birlik ve beraberliği sayesinde bu dahili ve harici hainlere karşı durdu ancak, AB ve ABD’nin politik taarruzları her gün artıyor. Hiç düşündünüz mü? Türkiye parçalanıp elden giderse orada yaşayanlar vatansız kalacakları gibi buradaki bizler de aynı duruma düşmeyecekmiyiz?

Beni üzen, burada yaşayan vatandaşlarımın kollarını sıvayıp birlik ve beraberliğimiz için çalışacakları yerde, büyük kısmının tüm olaylara uzaktan seyirci kalmaları. Diğer bir üzüntüm, buradaki bölücü yandaşlarının, aramızdaki Kürt kardeşlerimize baskı yaparak onların da bir iç harp çıkmasına destek olmalarına çalışmaları ve son olarak, vatansever olduklarını iddia edip, her fırsatta, seçimle iş başına gelmiş Cumhurbaşkanımız ve hükümetimizi, itibarsızlaştırmaya çalışan bir zümrenin memleketimizin imajına zarar vermesi.

Bölücü yandaşı yandaşlarına sözüm: Cumhuriyet devrinde Kürt vatandaşlarımız pek çok haksızlığa uğradılar. Dersim olayları katliam yapılmadan diyalog yoluyla çözülebilirdi. Tek parti döneminde Şark Islahat Planı, Takriri Sükun Kanunu ve Mecburi İskan Kanunu gibi yasal önlemler alınarak doğuda ordu korkusuna dayanan yoğun bir devlet terörü estirildi. Kürtler, ikinci sınıf vatandaş addedildiler ve yaşadıkları bölgelere herhangi bir devlet yatırımı yapılmadı.

Ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında devrin idarecileri kürt vatandaşlarımıza tabii vatandaşlık haklarını vermedikleri gibi, 1960 ihtilalinin arkasından Kürtlere yapılan baskı daha da arttı. Bu arada PKK’nın kuruluşu da onlara bir darbe daha vurdu. Sözde Kürtleri özgür kılmak için kurulan bu örgüt, yaptığı silahlı saldırılarla, çoğu Kürt, kırk binden den fazla kişiyi katletti. Yüz binlerce kürt evini barkını terk ederek güvenli bölgelere kaçmak zorunda kaldı.

Bana sorarsanız, Cumhuriyet devrinde sorunu çözmek işin yapılan en ciddi ve barışçıl teşebbüs 2009 yılında Oslo görüşmeleri ile başlamış, örgüt yetkililerinin 2015’te silahlı mücadeleden vazgeçip, siyasi mücadeleye devam edeceklerini belirtmeleriyle olumlu bir yolda gelişmeye devam etmiş ancak, aynı yılın Temmuz ayında iki polisin PKK tarafından şehit edilmesi ile 2009 yılından beri sürmekte olan çatışmasızlık hali ve çözüm süreci askıya alınmış, sonra özyönetim talebi denilerek birçok noktada hendek kazılması nedeniyle sokağa çıkma yasakları ilan edilmiş ve pek çok mahallede sokak çatışmaları çıkmıştır. Meydana gelen bu olaylarda birçok güvenlik görevlisi ve sivil hayatını kaybetmiştir. Çok sayıda okul, hastane, cami, kütüphane gibi devlet kuruluşları PKK tarafından saldırıya uğramıştır. Kafanızı daha fazla karıştırmadan sadede geleyim. Şimdiye kadar PKK terörüne karşı yapılan savaşın millet ve devletimize maliyetinin kaç milyar veya trilyon Yeni Türk Lirası olduğunu tahmin edebiliyormusunuz? Astronomik boyutlara ulaşan bu para ile Kürt vatandaşlarımızın yoğun yaşadığı Doğu ve Güneydağ Anadolu ne kadar geliştirilebilirdi? PKK yandaşlarının topladığı paralar silah tacirlerini zengin edeceği yerde bölge insanlarının ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılsaydı kazanç kimin olurdu?

Hepimizin bilmesi gerekir ki: her ne kadar Türkiye’yi bölmek isyen dış güçler terörist gruplarını destekleseler de hiç bir hareket vatanımız Türkiye’yi parçalayıp bölmeye muvaffak olamıyacaktır. Bu hakikati idrak ederek birlikte ellerimizi taşın altına koyup vatanımızın birlik ve dirliği için çalışalım.

Erdoğan ve AKP düşmanlarına da kısa sözlerim var: Ne söyler ve ne yaparsanız yapın, milletin oyuyla iş başına gelmiş kişiler gelecek seçime kadar görevlerinin başında kalacaklar. Onlara attığınız her iftira, Baksi, Gülan ve Sjösted gibi kişilerin ekmeğine bal sürmekte ve ülkemizin itibarını sarsmakta.”Ankara IS’e 6000 TIR malzeme ve mühimmat yardımı yaptı” demek köşeyazarlığı değil vatana ihanettir. Meclisteki oylamaların usulsüz olduğunu iddia etmek, gazetecilik değil muhalefet yalakalığıdır.

Komünist lideri Sjöstedt bu gün mecliste TSK’nın başarısını tenkit etti. Gülan Avcı Ghuta da çekilmiş eski resimleri sayfasında yayımlayarak şanlı askerimizi çocuk katili yaptı. Kültürlü geçinen sizler bir an güttüğünüz kan davasını unutarak onlara sözlü veya yazılı ”yalan söylüyorsunuz” demek cesaretini gösterebilirmisiniz?

Zaman birlik ve beraberlik zamanı. Gelin siz de vatanın bölünmemesi için çalışın!

ISVEC/ERKAN HOCA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here